Home > Öğretiler > TÜRKİYE’Yİ ETNİK KAVGAYA SÜRÜKLEMEK BÜYÜK GÜNAH VE AFFEDİLMEZ SUÇTUR

TÜRKİYE’Yİ ETNİK KAVGAYA SÜRÜKLEMEK BÜYÜK GÜNAH VE AFFEDİLMEZ SUÇTUR




Egemen Milletin Sesi Başyazı 76
Aykut EDİBALİ



GÜNÜMÜZÜ AYDINLATACAK İKİ VESİKA!
Ramazan Ayı’nın ilk haftalarındayız, bütün vatandaşlarımızı Ramazan’a ulaşması sebebiyle kutlar, sağlık, afiyet ve tüm işlerinde hayırlı başarılara ulaşmasını candan dileriz.

Rahmet, bereket, bağış ve barış ayı ve iklimi olan Ramazan’ın ülkemizden başlayarak bütün İslam alemi için güzelliklere, hayır ve iyiliklere vesile olmasına dua edelim.

Ve insanlığında arayageldiği adalet, barış, hürriyet ve mutluluğa ulaşması umudumuzu dile getirdikten sonra, Türkiye’nin ne yazık ki iktidar eliyle cadı kazanına dönmesine, birliğinin ve dirliğinin sıkıntılar geçirmesine vesile olan, sebep olan, etnik bölücülük kışkırtmasına dönüşen mahut meselede söylenmesi gerekenleri söyleyelim.

KAVİMLERİ İLE MAĞRUR OLANLAR, HAZRETİ PEYGAMBERİ NE ZAMAN DİNLEYECEKSİNİZ?

İŞTE HAZRETİ PEYGAMBERİN VASİYETİNDEKİLER!

Hazreti Peygamberin Sana Vasiyeti!

Bu mübarek ayda, bize bu ayın önem ve değerini anlatan ve öğreten ve Allah’ın selamı ve inanan tüm müminlerin dua ve selamı ebediyete kadar kendisine ulaşacak olan sevgili Peygamberimiz ve efendimiz Hazreti Peygamber MUHAMMED MUSTAFA (SAS)’in bir mübarek sözünü aktarmakla başlayalım. Hazreti Peygamber meşhur veda hutbesinde, toplanmış buluna 120 000 mümine tüm insanlara ulaştırılması emir ve fermanı ile şu gerçeklerin duyurulmasını emretti. Buyurdu ki:

Vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın… Olabilir ki burada bulunan bir kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur…

Müminler, Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz. Müslüman Müslüman’ın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştir, bir Müslüman’a kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşnutluğu ile vermişse o, başkadır…

Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayan üzerine üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap’a bir üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerine bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız ondan en çok korkanınızdır.
Azası kesik siyahi bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz…”…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’Nİ KURAN TEMEL FİKİR, MİSAKI MİLLİ NE DİYOR?

Bakınız Türkiye Cumhuriyet nasıl kuruldu? Cihan Savaşı yangınında emperyalist kafirler, bugün Ortadoğu denen Osmanlı İmparatorluğu’nun canlı bedeni üzerinde işgal ve parçalama işi yaparak bölgenin tüm Müsümanlarını, haklarını milletlerini esir haline getiren Sevr idam yaftasını bu milletin mübarek vücuduna asmaya kıyam ettikleri, o karanlık işgal günlerinde bugünkü Gazi Meclis’in başlangıcı olan Osmanlı Mebusan Meclisi hangi kararları dünyaya duyuruyormuş?

MİSAKI MİLLİ KARARLARI

“… 30 Ekim 1918 mütarekenin imzalandığı tarihte, adı geçen mütareke hattı içinde ve dışında din, ırk, ve soy bakımından birleşik ve birbirlerine karşı saygı ve fedakarlık duyguları ile dolu olarak soy ve toplum hukukları ve çevre koşullarına tam olarak uyan OSMANLI MÜSLÜMAN ÇOĞUNLUĞUNUN YERLEŞMİŞ BULUNDUĞU BÖLGELERİN HEPSİ GERÇEKTEN VEYA HÜKMEN HİÇ BİR ŞEKİLDE BÖLÜNMEZ BİR BÜTÜNDÜR.
Misakı Milli, İstanbul 28 0cak 1336, (28 ocak 1920)

KISSADAN HİSSE

Bu iki tarihi belgeyi hatırlayıp, üzerinde düşünmemiz gerekmez mi? Kimse Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerden çağın gereklerini, konjonktürün dalgalanmalarını, sarsıntılarını görmezden gelmelerini istemiyor, beklemiyor. Ama uzak veya yakın seçimlerde ondan bundan oy alacağız diye, sağa sola göz kırparak insanları huzursuz etmenin alemi ne? Birliğimiz dirliğimizi sarsmanın anlamı ne?

Türk toplumunda devlet ve hükümet başkanlarının önemi öylesine büyüktür ki, başka toplumlarda bir örneği bulunamaz! Devlet ve hükümet başkanlarını ağırlığı öylesine büyüktür ki hayret vericidir. Neden Müslüman’ız? Çünkü atalarımız bir süre savaştıkları, bazen yendikleri bazen de yenildikleri Arap mücahitlerinin dinini, olan İslam’ı miladın 9. asrının başlarında bir hakanımızın emri ile seçmişizdir. İşte o kutlu günden bu yana Türkler kahir ekseriyeti itibariyle Müslüman’dırlar. Padişahlarımızın, vezirlerimizin, başbakan ve bakanlarımızın sapıtıp cıvıttıkları dönemlerde ise milletçe berbat olmuşuzdur. Müslümanlığı seçemeyen Türk boyları ise maalesef büyük Turan kitleleri ile bağlantıları zayıfladığı için Türklük camiasının dışında kalmışlardır. Macar, Bulgar, Hazar Türkleri, Çuvaşlar ve Sarı Uygurların durumu, Türk Dünyası’nın ve İslam Dünyası’nın daima dikkat edeceği bir husustur. Kısaca devletin ve devlet adamlarının millet hayatı üzerindeki etkisi diğer toplumlardan çok daha fazladır bizde. Onun içinde veballeri; kazanacakları mükafat gibi, kat kattır.

Bu “Kürt meselesi” gibi bize yabancı, aykırı bir şeamet ve felaket şablonunu tekrarlamaya başladığınız zaman, zokayı yutmuş balığa dönersiniz. Türkiye’de yeminli, parmak dönmez Batı emperyalizmine uşaklık eden küçük bir azınlık var. Bu lobinin tüm işi emperyalist efendilerinden duyduklarını duyurabilmek, uygulayabilmek, uygulatabilmektir. Yıllar evvel ‘Kürt meselesi benim meselemdir’ diyen Sayın Başbakan ne dehşet verici sıkıntılara yol açtığını acaba biliyor mu ? Sayın Cumhurbaşkanına meselenin adını doğru koymak gerektiğini hatırlatma gereğini duymuştuk? Hatırlarsınız meseleyi koymak, çözümü de koymak demektir.

MESELENİN ADI TÜM TÜRKİYE İÇİN DEMOKRASİDİR!

Meseleyi doğru koymasanız işin içinden çıkamazsınız. AKP iktidarının akıldaneleri, bu iktidarın meseleyi yanlış koymasına sebep oldular. Ve çok zaman kaybettik, nihayet yanlışlar pul pul dökülmeye de başladı. Türkiye’nin bütün aksamı, bütün vatandaşları ile aradığı demokrasiyi hep beraber arayalım. Siyasi, demokrasiyi, ekonomik demokrasiyi birlikte arayalım. Şükürler olsun ki pek çok şey aydınlığa çıkmıştır ve çıkmaya da devam edecek. Ama hiç olmasa demokratik açılım diye adı değiştirilmiş arayış, gerçek ismine kavuşmuş görünüyor. Bu sunulan dosyada, Sayın Bila’nın Sayın Özkük’le yaptığı söyleşi neyi aramamız gerektiğini ortaya koymuş denebilir.
İktidarın İmralı’dan çıkacak bir yol haritasını bekleyerek bir yol haritası düzenleme peşinde olduğu iddia ediliyordu. İnternet sitelerinde dolaşan yol haritasının gerçek bir deli saçması olduğunu da her halde görmeyen kalmamıştır. Bu saçma yol haritasını okuyan kendini Mustafa Kemalle kıyaslamaya cüret eden “Abdullah Efendi”nin yol haritası ne dediği anlaşılmaz, hesaba kitaba gelmez, lafı bile edilemez tam bir saçmalık. Vah bu zavallı mahlûkun arkasından giden zavallılara! Allah acısın ve kurtarsın.

Tekrar hayırlı Ramazanlar.

Categories: Öğretiler
  1. mardukfan
    September 1, 2009 at 11:35 am

    selamlar

    çok güzel aydınlatıcı bir yazı olmuş. kaleme alanın ellerine sağlık

  2. Mehmet Cantürk
    September 1, 2009 at 11:51 am

    Aykut bey her hafta "Egemen Milletin Sesi" gazetesinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmaktadır.

    Değerlendirmeler her hafta bu siteye de eklenirse güzel olur. Aykut Bey'in değerlendirmelerini de ayrıca tartışma şansımız olur.

  1. No trackbacks yet.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: